Önder Özkan ile

Başarılı tasarımcı Önder Özkan ile gerçekleştirdiğim keyifli röportajın detayları sizlerle !

Merhaba; öncelikle sizi tanımak isteriz Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Merhaba; 19 Ocak doğumlu tam bir oğlak ve kova karmasıyım. Kendimi çok cesur ve inatçı biri olarak tanımlıyorum. İnatçı olmak aslında ilk başta negatif gelse de Dünya’yı güzelleştirmeye ve üretmeye inat eden bir yapım var. Çocukluğum şehir ile pastoral yaşam arasında köyde geçti. Çocukluğumu hakikaten oynayarak ve üreterek geçirdim. Üretmek de bir oyun alanı olduğu için ben hala çocuk kalabilmenin kendine has saflığını kısmen ruhumda yaşıyorum.

Hobileriniz ve sizi tanımlayacak özelliklerinizi de bilmek isteriz.

Eski dergileri biriktirmeyi seviyorum. Eskinin Burda dergileri ve Ses dergileri arşivimde oldukça yer tutuyor. Bir ara klasik müzik koleksiyonum vardı ancak aplikasyonlar çıktığından bu yana bıraktım. Eskiye dair bir özlem var. Bilhassa eskinin zerafeti bağlılık var.

Modaya olan ilginiz ne zamandan beri var? Bu heves nasıl başladı?

Geçenlerde gittiğim Masumiyet Müzesi’nde kendi çocukluğuma dair bir çok anı ve hevese rastladım. Moda bir önceki sorunuzda cevapladığım üzere kadının zerafetine olan hayranlığım sebebiyle ortaya çıkmış bir olgu. İllaki üretecektim. Belki bu mimari de olabilirdi ancak hayat bu tarafa doğru yönlendirdi.

Bize tam olarak çalışma sürecinizden bahseder misiniz? Düzenli olarak tasarım yapıyor musunuz? Mesela ayda ortalama kaç ürün tasarlıyorsunuz?

Ben her gün beş ila otuz arasında değişen tasarımlar çizerim. Genelde gece çalışırım. Aklımda mutlaka kumaşlar vardır ve onların üstünden giderek arşivime eklemeler yapıyorum. Tasarım benim için doğal bir süreç. Bu yemek içmek gibi bir ihtiyacın devamında ortaya çıkan bir kendini fiade etme şekli. Kimiside yazıyor veya plastik sanatlarla uğraşıyor..

İtiraf etmeliyim ki, modest tasarımlarınıza bayıldım. Her biri ayrı özel ve şık parçalar! Modest Line süreci nasıl ilerledi? Bu naif tasarımların ilham kaynağı nedir?

Bu yüzyıl materyalizmin son demlerine geldi. Şimdi bir yol ayrımı var. Her sistem gibi materyalizmi pohpohlayan kapitalizmden bahsediyorum. İnsan ve kadın böyle bir ortamda naif zarafeti kaybetti. Bu zaten içimde hep olan bir arzunun yansıması oldu. Dior ikinci Dünya Savaşı sonrası New Look akımıyla şık olmanın aslında ölçülü bir duruş ile mümkün olabileceğini gösterdi. Tabi ki uyguladığı Couture elbiselerde ki dekoltelerin bile bir sınırı vardı. Bugün de Özellikle Alia Khan’ın öncülük ettiği İFDCouncile da bana bu konuda bir ilham verdi diyebilirim. Zira özellikle uluslar arası arenada modest giyimde tasarım yönü yüksek projelerin arkasında duruyorlar. Ayrıca lokal ve başarılı tasarımcıları uluslararası partnerle buluşturuyorlar. Bu anlamda biz Türk tasarımcıların hem batı normlarını bilen hem yerel kültür kodlarının ayrıcalığının farkında olmaktan kaynaklanan avantajımızı global ölçekte modest giyimde kullabileceğimizi düşünüyorum. Alia Khan bu anlamda İFDCouncile platformuyla  bu vizyonu sunuyor. Ve ileride çok daha heyecan verici işbirlikleri çıkacağına inanıyorum.

Ölçülü silüetleri yeni bir anlayışla, yaşam felsefesini de dikkate alarak şıklaştırmayı amaçlıyorum.

Onder-ozkan

Peki idolünüz kim? Size göre en iyi, en doğru giyinen kadın kim?

Bu manada Mösyö Dior ve Armani rol model aldığım tasarımcılar. Tabii Rıfat Özbek’te Dünya’da tanınan ilk Türk tasarımcı olarak beni hep etkilemiştir. Marni’nin etek boyları, yaptığı eklektik kombinasyonlarıda oldukça sıradışı ve çağdaş buluyorum.

Kişisel tarzınızı nasıl tanımlarsınız? Gardırobunuzda en çok ne var mesela?

Ölçülü ve modern global benim kişisel erkek giyimine bakış açımıda yansıtıyor. Örneğin hiç kot pantolonum yok gardrobumda. Yaş ile ilintili olduğunu düşünüyordum ama ben 16 yaşında da bu bakış açısına sahiptim. Trendleri inceliyorum ama hiç takip etmedim. Triko süeter, blazer, geniş omuzlu paltolar, uzun trençler ve yüksek bel kumaş pantolon oldukça kullandığım anahtar parçalar. Ha birde alışveriş yapmayı hiç sevmeyen bir tasarımcıyım.

Hiç kimsenin göremediği bir özelliğin var mı? Varsa neden bugüne kadar gizli kaldı?

İyi bir yazar ve ses sanatçısı olabilirdim. Buna ek olarak jimnastik alanında sporcu olmayıda çokça hayal etmişimdir. Yazmak istiyorum ama..

En büyük hayaliniz ve gerçekleştirmek istediğiniz projeleriniz nelerdir?

Size çok iddialı gelebilir ama her insanın bir hayat misyonu ile doğduğuna inanırım. Yoksa mevlam dağına göre kar vermezdi. İnşaAllah kısmet ise Önder Özkan etiketi ile 1 milyon insana iş vermeye niyet ediyorum. Kendi dinamiği içinde etik normları kapsayan bir iş ortamı oluşturarak, sürekli kişisel gelişim akademisi açmayı ve edindiğim tecrübeleri bir Moda Okulu ile taçlandırmayı hedefliyorum. Umuyorum hiç bir zaman emekli olmayacağım.

Şu anda yaptığın işin dışında (hayattaki tüm işler kanuni olsaydı) ne iş yapmak isterdin?

Dediğim gibi jimnastik alanında milli sporcu olmak isterdim.

Hangi markalara tutkunsunuz?

Kendi dünyamı sunma konusunda ki tutkum bitmedi. Ancak Cos ve Marni’yi oldukça beğeniyorum.

Önümüzdeki sezon için önerileriniz nelerdir ?

Moda’da belli sezonlar ve akımlar yok artık. Bu renkler içinde geçerli. Ancak sermayesi güçlü olan dominant global lüks marka gruplarının hala trendleri belirlediği kesin. Kişisel olarak ikiye ayırıyorum. Bir tarafta daha maskülen bir kadın kimliği var. Bunun içine ölçülü segmentte giriyor. Diğer yanda Balmain gibi markalar kadınsılığı pompalıyor. Şu anda her ikiside yarışan segmentler. Ancak maksi silüetler ve 60’lara erken 70’lerin kesimleri, boyları, kumaş tipleri devam edecek görünüyor. Uzun ve dökümlü silüetler, vücudu sarar gibi belli belirsiz kesimler, alabildiğine volan, üst üste giyilmiş havası yaratan katmanlar, çiçek ve el işi motifleri, pop up renk karması, sneakerların abiyeler altına giyilmesi, renkli kürk yakalar ve uzun parkalar oldukça yer alan kombinler..


Burcunuz : Oğlak – Kova

Tuttuğunuz takım: Milli Takım

En sevdiğiniz renk? Kırmızı ve Siyah

Ne tür müzik dinlersiniz? Klasik, Ney Sufi , Opera

Yaptığınız en büyük çılgınlık? O kadar düzenliyim sanırım buda bir tür çılgınlık.. ki New York’ta hava alanına Dusseldorf uçağımın bir gün öncesi gitmiş mecburen hava alanından geri çıkamayıp bir gece konaklamak zorunda kalmıştım.

Şu an ruhunuzun olmak istediği yer? Olduğum yerde mutluyum ve umutluyum.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir