Hija.be ile..

hija

Merhaba,
Ben tanıyorum ama okuyucularım adına kendini kısaca tanıtmanı rica ediyorum.

Ben Hija. 1981 doğumluyum, evliyim ve 14 yaşında bir kız çocuğum var. 10 yaşımdan beri yazıyorum. Konya’nın yerel gazetesi Merhaba’da çocuk sayfası hazırlayarak başladım. Bir gün gazetenin kapısını çalıp hazırladığım sayfayı gazetedeki bir adama verdim. O adamın gülüşünü hiç unutmam 🙂 Sayısını hatırlayamayacağım kadar çok sayıda ve çok farklı yerlerde yazılarım yayımlandı. TRT Çocuk’a metin yazarlığı desteği de verdim. Ancak son 3 yıldır sadece www.hija.be de röportajlarım, www.tesetturgiyim.com da moda ile ilgili yazılarım ve www.boldhaber.com da ise güncel konularla ilgili yazdığım köşe yazılarımı yazıyorum. Kalite bakımından dolayı bu şekilde sınırlamaya karar verdiğimden beri, bu platformlarda daha da verimli olacağımı düşünüyorum.

Hija bir otobüs sineği dediğini hatırlıyorum. Biraz anlatsana nedir Hija’nın belirgin özellikleri nelerdir?

Ben direksiyona geçmekten ziyade, bir otobüs camından insan öyküleri seyretmeyi severim. Herkesin anlatmak istediği bir öyküsü vardır. Hani otobüste birkaç durak gideceğiniz zaman bile, yanınızdaki kadın tüm hayat hikayesini size anlatır ya, işte o samimiyet beni “Otobüs sineği” yapan. Belki bir daha karşılaşma ihtimalimizin çok az oluşunun verdiği cesarette buna sebep olabilir. Ben, herkesin öyküsünü dinliyor, ve gerçekten bana ulaşan herkesin öyküsünü yazmayı çok seviyorum. Bu yüzden bazen sinek vızıltısı gibi kalıyor sesim, çünkü onların sesi daha gür çıksın istiyorum. Bana öykülerini anlatsınlar, kim olursa olsun. Her zaman içlerini dökecekleri biri var çünkü…

Bloggerlar(aslında sen zaten blogger değil bir yazarsın) genelde birbirlerini stalklarken biz Hija ile sohbet arasında “Bu konu çok güzel tam yazmalık.” Deriz sonra da sen yazsana sen çok güzel yazarsın diye birbirimizi destekleriz. Yazma sürecin hakkındaki bu küçük ipucundan sonra detaylı bilgileri senden almak isteriz. Neden zenciler mavi giymez? Betül böyle yazı yazmayı nereden öğrendi?

Bu samimiyetimizden kaynaklanıyor. Dürüst ve samimi iseniz, karşı tarafa kesinlikle bunun yansıdığını düşünüyorum. Blogger değilim, olamam da. Çünkü günlük yaşantımın çoğu kısmını paylaşıp yazmak değil benim yolum. “Zenciler mavi giymez” çok sevilen bir yazı. Bunun da tek bir sırrı var: Samimiyet. İtiraf edeyim, ben bazı yazılarımı yazarken ağlamışımdır, bazılarında ise bir şarkı çaldığında onunla ilgili bir anıya kulak verip, yazmaya koşmuşumdur. Örneğin, yolda aklıma bir cümle gelir, ve eve doğru koşarım. Gece uykumdan uyanır, yazmaya başlarım. Bu duygunun tarifi yok.

Sıkça aldığım sorulardan birisi de “Hija ne iş yapıyor ?” oluyor. Bu konuyu biraz açalım mı ?

Ben gerçekten sadece yazarım 🙂 Yaptığım tek iş bu. Ancak eklemem gerek, tasarımcı arkadaşlarımla çalışmalar yaptığım zamanlar da oluyor. Bunlar da yazmanın bir parçası.

Modacı yahut tasarımcı olmadığını ben biliyorum ama bunu bir de senden duymak isterim. Lütfen destekle beni. Ayrıca Modanisa’da tasarımcı ya da Modanisa’nın sahibi olmadığını belirt lütfen. Seninle tanışmak için beni köprü olarak kullananların bunu öğrenmesi gerek.

Haklısın, özellikle sosyal medyada büyük bir bilgi kirliliği var. Sadece rakip olarak gördükleri için, bu hırsla çeşit çeşit yalan haberlerle paylaşım yapıyorlar. Oysa ben yıllardır sadece yazı yazıyorum ve yazdığım yerler hiç değişmedi. Başta sana olmak üzere, bana bir şekilde ulaşmak için çevreme de sıkıntı vermeye başladılar. Halbu ki, kısa bir araştırma veya Instagram hesabıma bakılması yeterli. Yine de tekrar belirteyim, tasarımcı değilim ve Modanisa’nın sahibi hiç değilim 

Peki benim bile bilmediğim bir özelliğin var mı? (Cevabı heyecanla bekliyorum.)

Yüz körüyüm 🙂 İnsanları hatırlamam. Birkaç defa görmem, konuşmam gerekir. Facebook’ta bu sebeple kimseyi ekleyemiyorum 🙂 Seni mesela her seferinde Ninja bonenden tanıyorum 🙂 Ciddi bir beyin rahatsızlığım var 🙂 Ama trajediye çevirmeyi sevmem. Asla kahvaltı yapmadan evden çıkmam. Aç kalamam ve yemek çok önemli benim için (Sanırım bunu iyi bilenlerdensin) Yemek duam: Allahım beni diyetle imtihan etme 🙂 Takipçilerimin profillerine bakar, onlara teşekkür ederim. Ama onlar duymuyor tabii. Bunu ciddi ciddi hepsine teker teker yapar ve dua ederim. Borçluymuşum gibi bir his. Kitap yazıyorum, bu 30 yıllık bir sırrın öyküsü. Benim için bu kitabı yazmak çok ağır olsa da, herkese gerçekte kim olduğumu anlatmak istedim. İnsanlara faydalı olacağına inanıyorum inşallah. Biraz zaman alacak gibi görünüyor çünkü fazla zaman bulamıyorum.

15 Temmuz’da sıkıntılı bir süreç geçirdiğine şahit olanlardan biri de benim. Ama bence artık insanlar da bilmeli.

Büyük bir imtihandan geçtik milletçe. Çocukluğumdan beri sırtlandığım bir dava vardı ve bu bilinçle 15 Temmuz’da da aynı kararlılığı sürdürdüm. Bir şehit ve iki gazi verdik ailemizden. Eşim, tabii ki bu süreçte çok yıprandı. Darbeye karşı net tavır almayan herkesi (çok yakınlarımı bile) hayatımdan çıkardım, ve bu beni daha da yıprattı. Tabii, tanımadığım sözde blogger arkadaşlardan bazıları da bir takım paylaşımlar yaparak beni daha da üzdüler. (Yukarıda bahsettiğin tasarımcı veya bir takım dernek veya online satış sitelerinin sahibi olduğum gibi komik iddialar) Özellikle cenazemiz olduğu gün, sadece rekabet duygusu ile yapılan paylaşımlar için ahirette hesaplaşacağım inşallah. Yine de farkındaysan, ayrıntıya girmiyorum. Çünkü benim şehitlerimize duyduğum üzüntü, yaşadıklarımdan daha fazla.

hija

Sosyal medyada seni kızdıran şeyler neler?

Fenomenlerin sorulara cevap vermemesi. Yahu, insanlar seni takip ediyor, her bir takip ve beğeni için onlara borçluyuz. Fayda sağlamalıyız. Bazen de, maddi refahlarını insanları ezecek biçimde paylaşanlara rastlıyorum. El kadar bebeğe, baby shower partileri, yok ilk diş partileri, yok ilk kaka partileri diye gidiyor bu çılgınlık. Filistin’imiz var bizim, Halep’imiz, Suriye’miz. İnsanların alım gücünü aşacak her paylaşım, benim nezdimde kul hakkına girer. Çünkü karşı tarafın gönlünde bir sızı olmasına sebep olunuyor. Ben yapmamışımdır inşaallah. Bir de bizim makyajımızı veya örtünme biçimimizi saygı çerçevesinde eleştirenlere bir şey deme hakkımız yok. Yanlışız yahu. “Ben yanacağım cehennemde, sana ne” gibi cümlelere de kızıyorum. Ben şahsen, düzeltmeye çalışıyorum kendimi, elimden geldiğince. İnsanlar da farkında. Destek oluyorlar sağ olsunlar.

Hazır kaşların çatılmışken moda ile ilgili kızgınlıklarını merak ediyoruz.

Herkes tasarımcı, herkes stil danışmanı veya modacı. Bu işin ehli olanlar, eğitimini alanlar veya senelerce emek verenler var. Artık kalite için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini düşünüyorum. Bu noktada takipçilere daha fazla iş düşüyor. Yarasa kollu bir tuniğe incik boncuk dikmek, tasarımcı olduğunuzu göstermez. Bu tarz ürünler bilinçli olarak trend yapılıyor. Bir fenomene gerçekten güzel bir fotoğraf çekilerek giydiriliyor ve fahiş fiyata satışa sunuluyor. Ama ortada kalite yok. Bence bu duruma daha fazla dikkat edilerek alışveriş yapılmalı. Bir de yazma konusu çok ciddi bir iş. Ben bir yazıyı bazen bir hafta, bazen de on beş günde tamamlarken, bir iki saatte yazılan içi boş yazılarla ortaya çıkılmasına kızıyorum. Okuyucunun vakti kadar gözleri ve beyni de kıymetli. Boşa harcanmamalı.

On tane gardırobun olduğunu biliyorum. Ama senin Instagram paylaşım prensibini ben biliyorum da şimdi söyleyemiyorum. Sen söylesene !

Bu doğru 🙂 Tasarımcı veya emekçi kadınlar bana ürünlerini gönderirler. Seversem, kalitesi kumaşı dikimi iyi ise giyerim. Hatta fotoğraf çektiririm. Marka olması veya pahalı olması gerekmiyor. Benim ölçüm emek ve kalite. Bunlardan kesinlikle ücret almıyorum. Çünkü okuyucuya, sadece güvendiğim ve severek giydiğim parçaları öneriyorum. Okuyucularım da bana bu yüzden güveniyor. Bu işi para ile yaparsam para konuşur. Ama kaliteyi ön planda tutarak yaparsam, kalite konuşur. Giyim zevkim, para ile satın alınamaz. Sonra bu parçalar, bizim “Hayır Evi”mize gidiyor. Oradan ihtiyaç sahiplerine ulaşıyor. Yani bu gardıroplar hayır evimizde bulunuyor. Bunu açıklamadım, çünkü bu tarz paylaşımlar içime sinmiyor. Sadece www.hija.be de bulunan yazılar ücretli. Bunun da sebebi, maliyetinin olması. Yine de komik bir rakam olduğunu söylemem gerek 

Gardıroplarını biliyorsam demek ben de bilgi çok ama aile hayatını dışarıya anlatmıyorum. Sana zahmet onu da anlatsana.

Kızım 14 yaşında ve tek çocuk. 1998’de evlendim. Ve gerçekten huzurlu bir ailem var elhamdülillah. Tabii ki imtihanlarımız oldu ama bugün elde ettiğimiz huzuru bu imtihanlara karşı gösterdiğimiz sabır ile elde ettik. Babam televizyoncu ve gazeteci. O da dava adamıdır. Annem ise, ev hanımı. Neşeli ve enerjik bir kadındır. Altı kardeşin en büyüğüyüm. Gerçekte zor bir çocukluk geçirdim. Bunu okuyucular zaman zaman keşfetmiştir diye düşünüyorum.

Aile demişken benden de bahsetsene biraz. Oradan bakınca nasıl görünüyorum şu anda?

Akıllı. Olduğun gibi. Bu iki şey, benim için çok önemli. Arkadaşlarım, gerçekten ailem gibidir. Hayatımda sevmediğim bir insan bile yok. Hiçbir dostluğumdan dolayı pişman olmadım ve hepsini çok seviyorum. En az senin kadar 🙂
Bu keyifli röportaj için ayrıca teşekkür ediyorum. Senin okuyucularına da en içten selam ve muhabbetlerimi gönderiyorum. Birbirimize dua edelim. Bu bizim en büyük gücümüz.

Burcun: Aslan
Turkuazı sever misin? Evet
Senin Müslüm Baba dinlerken görmüşler doğru mu? Hayır
Evlenme programları izlediğini duyduk yanlış mı? Hayır
Ben çılgınlığın ta kendisiyim demişsin doğru mu? Evet

-Betül benim şuanda fotoğrafımı çekiyor. Bende haberim yokmuş gibi duruyorum.
Ah ah hadi Betülll bitsin artık bu çile
Acaba şişman mı çıktım?-

Ve Betül kocam evde bekliyor der kalkar…

TEILEN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here