Cumartesi Gününe Ramak Kala

Cumartesi gününün habercisi olan Cuma gününü çok seviyordu. Her Cuma sabahı Cumartesi gününe ramak kaldığı mutluluğu ile aynaya bakıyor, gözlerindeki neşe ile enerji doluyordu. Mart ayının sonu yaklaşmaktaydı fakat henüz cemre düşmemişti. Güneş bulutların arasından yüzünü perdeliyor, etkisini arada bir gösteriyordu. Hava ne çok soğuk kış günleri gibi ne de kuş cıvıltılarının yankılandığı manzaralara ulaştıran bahar tadına erişememişti. Bu yüzden ne giyeceğine karar vermek oldukça zordu.

Sabah kahvesini içmek için vakti vardı. Isıtıcıya koyduğu suyun kaynamasını beklerken, yüzüne güneş kremini sürdü. Güneş kremini aldığı esnada gözü uzun zamandır giymediği uzun denim ceketine takıldı. Aklında fikir tohumları filizlenirken, bu arada su da bir taşım kaynamıştı. Bir kaşık kahveyi suyla buluşturup evine dağılan kahve kokusu ile sabah keyfini taçlandırırken süt ile keyfine lezzet kattı. Eline aldığı kupası ile masanın kenarındaki sandalyeye oturdu. Önündeki dergiyi usulca karıştırmaya başladı. Dikkatini çeken “Mutlaka Ziyaret Edilmesi Gereken Yerler” başlığına odaklanmış okurken, bu yerlerden bazılarına gittiği için mutluydu. Bazıları için ise yapması gereken planlar olduğunu fark etti. Yazının akışı vaktin nasıl geçtiğini anlamasını engellemişti.

Hızlıca odasına girip dolabından denim bir pantolon ayırdı kenara. Kafasında filizlenmiş fikir tohumu daha da büyüyerek denim cekete ikna etmişti bile. Denim şıklığı ve rahatlığından emindi elbette. Fakat havalara karşı temkinli davranmak adına ince triko pembe bir bluz giymeye karar verdi. Yine havaları baz alarak verdiği bir diğer karar ise boynuna dolayacağı şaldı. Üşürsem omzuma alırım nasılsa diye düşündü. Hem de bu şalın renklerini çok severek almıştı. Denim bolluğunu şalının renkleri ile dengeleyeceğine inanıyordu.

Daralan vakit onu daha hızlı karar vermeye itiyordu. Her zaman kurtarıcısı olan bal köpüğü silikon saatini sol bileğine taktıktan sonra sağ bileğini de koyu pembe deri bir bileklik ile süslemişti.

Çanta değiştirmek için vakti yoktu. Bu yüzden bir gün önce kullandığı çantaya göz attı. Kült haline gelmiş bu minik çantanın eğlenceli şekilde yorumlanmış hali çok da sırıtmayacak diye düşündü.

Ayaklarına hızlıca geçirdiği kalın bez ayakkabıları ile bütünlük sağlamış. Bu kombini ile Cuma gününe merhaba demeye hazırdı artık !

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir