Asla Tercih Etmemeniz Gereken Meslek

Hayatta kaçınılması gereken bazı durumlar vardır. Buna etik değerler, gelenekler ya da yaşam tarzları hudutlar oluşturabilirken sapmalar meydana gelebilir.

Son zamanlarda gördüğüm ve yaşadığım ama kimsenin ses çıkarmadığına şahit olduğum yeni meslek türü; umut tacirliği. Evet, yanlış duymadınız. İnsanlara umut satıyorlar ve karşılığında nakdi olarak beklentileri olmasa da ayni beklentileri olabiliyor.

İş başlasın devamı çok güzel olacak.

Sen bunu hallet devamı da senin.

Bu pozisyon için senin uygun olduğunu düşünüyorum ama doğru zamanı bekliyorum.

Sabret.

Ben sana bu konuda seve seve yardımcı olurum. (Olmadı.)

Elbette, desteğimizi eksik etmeyiz, yeter ki sen başla.

Örnekler sayısız şekilde arttırılabilirken sinirlerim gerçekten yerinden oynamaya niyetli görünüyor. Bu yüzden aklınızda şekillenen örneklere ve “örnek” kişilere bir süreliğine dur diyip bu konuyu analiz edelim.

Bu insanlar gerçekten umut tacirliği yaptığının farkında mı? İyi niyetleri ile zaman koşulları mı çelişiyor? Yahut bunu bir katalizör mekanizması olarak görüp insanları mı kullanmaya çalışıyorlar?

Son zamanlarda çok sayıda aldığım telefon aramalarının geneli “destek” isteyen insanlar tarafından oluyor. Nedense büyüme hayallerinin devamında beni işe dahil etmekten bahsederken benden gerekli bilgileri aldıktan sonra aramaların arkasından yeller esiyor.

Benim için zor değil iş hayatım ile ilgili bilgi paylaşmak. Nihayetinde her şeyin sadakası olduğu gibi mesleki bilgimin de bir sadakası var ve bunu veririm. Ayrıca el lezzeti olarak halk arasında daha çok bilinen yöntem ile ilerlersek. O işi ben yaptığım müddetçe başarılıdır. Üzgünüm, sen benim okuduğum kitapları okumadığın için, yaşadığım hayatın tamamına dahil olmadığın için asla benimle birebir aynı bir iş ortaya çıkartamazsın.

Hani telefonda kapmaya çalıştığın üç beş cümle var ya! Benim anlatmak istediğim kadarının yanında senin anlayabildiğin kadar.

Kimsenin parasına puluna ya da prestijine ihtiyacım yok. Bunların hepsi bende zaten mevcut.

Sıkıntı ne biliyor musun?

Dur ben cevaplarım. Benim vaktim değerli dostum. Senin benim ağzımdan laf almaya çalışırken beni kullandığını bana hissettirmemek için çırpındığın o vakitte ben yeni kitaplar okuyabilir, haznemi daha da genişletebilirim.  Sen anlamıyormuş gibi davranıp daha detaylı bilgi almaya çalışırken ben kendimi yormak yerine dinlenebilirim. Bir de lafı uzatıp devamında bu iş için seninle çalışmak istiyorum ama durumlar malum şeklinde kıvrılan cümlelerin var ya! İşte ben bunlara da tokum. Bak benim elimde zaten işim gücüm var, bilgi birikimim var. Biraz haddini bilsen de önce benim fikrimi sorsan? Sen beni dahil etmeden önce ben seninle çalışmak istiyor muyum? Sanmıyorum, çünkü umut taciri olmaya hiç niyetim yok benim.

Bana gayet edepli şekilde telefon edip benden yardım isteyebilirsin. Bu çok doğal. Benim sinirlendiğim nokta işlerini halletmek için cümleleri ağzında yuvarlaman, pembe hayaller kurman, kurdurman.

İnsanlardan yardım isterken karşılık sunmanıza gerek yoktur. İyilik kelimesinin kelime anlamı çıkar kelimesi ile aynı değildir. Zaten sorun ne biliyor musun dostum? Kendi çıkarını iyilik kılıfında sunmaya çalışman. Bütün bu çelişki bundan kaynaklanıyor.

Dürüst ol, vaat verme, canımı ye !

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir